6 Kasım 2014 Perşembe

POMAKLAR, TORBEŞLER VE GORALILAR’ A DAİR


Pomaklar, Torbeşler ve Goralılar Balkanlara, Karadeniz’in kuzeyinden gelen Türk boylarının torunlarıdır. Kumanlar, Avarlar, Peçenekler ve Hunlar değişik zamanlarda Balkanlarda devletler kurmuşlar, hükümran olmuşlardır. Zaman zaman da Bizans ordusuna paralı asker olarak katılmışlardır. Malazgirt savaşında, Romen Diyojen’in ordusunda iken, karşılarındaki ordunun kendilerinden olduğunu anlayarak, Türk ordusuna katılıp, savaşın kederini etkilemişlerdir. Makedonya’daki Kumanova şehri Kuman Türkleri tarafından kurulmuş ve bugün halâ bu isimle varlığını sürdürmektedir.

 Bu Türk boylarının Balkanlara gelişleri Osmanlıdan çok öncedir. Balkanlardaki Türk varlığı on beş asır öncesine dayanır. Zamanla Slav milletleri arasında azınlık durumuna düştükleri için Türkçeyi unutmuşlar ve yaşadıkları yerin Slav dilini konuşmaya başlamışlardır. Fakat ev düzenleri, çeyizlerinde ve kilimlerinde kullandıkları motifler, yemek adetleri, büyüğe saygı, küçüğe sevgi ve diğer genel kültür özelliklerini kaybetmemişlerdir. Osmanlı Devleti Balkanlara geldiğinde, aralarındaki ortak noktaların farkına vararak Türklere sıcak bakmışlar ve yaklaşmışlardır.
Osmanlı Balkanlara geldiğinde Pomaklar, arazinin yabancısı olan Türklere rehberlik yaparak yardımcı olmuşlardır. Pomak ismi Makedoncada ve diğer Slav dillerinde yardımcı anlamına gelen Pomagne kelimesinden gelmektedir.
Bu yakınlaşma Pomakların kısa sürede topluca Müslüman olmalarıyla sonuçlanmış fakat konuştukları Slav dilini bırakmamışlardır. Bunda Osmanlı yönetiminin ihmali ve Türk diline sahip çıkmamasının da büyük rolü vardır. Osmanlının Türk dilini özendirmemesi büyük bir hata ve gaflettir. Böyle olduğu halde, Türkçe, bugün Balkanlarda kendiliğinden varlığını sürdürmektedir. Hıristiyan milletlerin dillerine girmiş çok sayıda Türkçe kelime olduğu gibi, bu milletlere mensup pek çok kişi halâ Türkçe bilmektedir. Bir devlet politikası olarak Türkçe özendirilmiş olsa idi bugün Balkanların durumu çok farklı olurdu diye düşünüyorum.
 Rodop dağlarından Şar dağlarına kadar olan bölgede bu eski Türk boylarının torunları halâ yaşamaktadırlar. Bulgarlara yakın yerlerde yaşayanlar (Pomaklar) Bulgarca, Makedonlara yakın olan yerlerde yaşayanlar (Torbeşler) Makedonca, Sırp yönetiminde olan Şar dağının yükseklerinde yaşayanlar (Goralılar) da Sırpça konuşmaktadırlar.
  
Merkez Jupa Belediye Binası.
Makedon devleti, Makedonca konuşan Torbaşlere “Müslüman Makedonlar” demektedir.  Ama onlar kendilerini Türkçe bilmeyen Türkler olarak görmektedirler. Makedonya’nın birçok yerinde Torbeşler artık çocuklarının Türkçe eğitim görmelerini istemektedirler. Torbeşler, Makedonya’nın batı taraflarında ve genellikle dağlık kısımlarda yaşamaktadırlar. İdari yönden Debre’ye bağlı olan Atatürk’ün dede memleketi Kocacık’a giderken, Merkez Jupa kasabasından geçtik. Burada yoğun olarak Torbeşler yaşamaktadır. Başkanı Torbeş olan belediye binasında ufak bir Makedon bayrağı olmasına rağmen üç tane büyük boy Türk bayrağı asılı idi. Makedon hükümeti; “siz Müslüman Makedonlarsınız” diyerek çocuklarına Türkçe eğitim vermeyi reddettiği için çocuklarını kasabadaki okula göndermeyip, Türkçe eğitim yapılan cıvar okullara gönderdiklerini öğrendik.
Ohri'de arabasına bindiğim taksici Bayram'ın Türkçe bilmediğini anlayınca Makedonca sordum;
-Ben Türküm, sen hangi millettensin?
-Ben de Türküm, ama Türkçe lisanım yok, Türkçe bilmiyorum. Torbeş olan Bayram Türkçe bilmediği için üzüldüğünü ekledi.    
Pomaklar, Makedonya’nın ortalarında ve daha çok Bulgaristan’a yakın olan doğu tarafında yaşamaktadırlar. Konuştukları dil Bulgarcaya yakındır. Bulgaristan’da da bilhassa Rodop dağlarında yoğun bir Pomak nüfusu vardır. Rodop dağlarının Yunanistan tarafında da Pomaklar yaşamaktadır. Burada da Bulgar, Yunan sınırı Pomakları bölmüş ve mağdur olmalarına sebep olmuştur. Yaşadıkları yere göre “Müslüman Makedon, Müslüman Yunan, Müslüman Bulgar olarak görülmektedirler. Ama onlar nerede yaşarsa yaşasınlar Orta Asya’dan gelmiş Türk boylarının torunlarıdırlar.
Şar dağının tepelerinde yaşayanlara Goralılar denmektedir. Sırplarla içi içe yaşadıkları için Sırpça konuşmaktadırlar. Goralılar son bölünmeden en çok mağdur olan topluluktur. Bir kısmı Arnavutluk, bir kısmı Sırbistan, diğer bir kısmı da Makedonya tarafında kalarak üçe bölünmüşlerdir. Ailelerin ve arazilerin parçalandığı ifade ediliyor.
Köprülü'de Goralı Kebapçı Hemşehrim.
2014 yılının Mayıs ayında, Köprülü’de kebapçılık yapan bir Goralıya rastladım. Yanımdakilere Goralılar hakkında bilgi vererek kuzeyden gelen Türk boylarının torunları olduklarını ve bugünkü mağduriyetlerinden söz ettim. Konuşmam kendisine tercüme edilince boynuma sarıldı;
-Seni kalbime sokmak istiyorum, bizi çok güzel anlatın. Bunları kimse bilmiyor, bize Gâvur diyorlar. Diyerek bize ikramlarda bulundu.
Goralılar Şar dağlarının yükseklerinde genellikle hayvancılıkla uğraşmaktadırlar. Süt ve süt ürünleri ve et ürünleri konusunda her tarafta tanınırlar. Kosova’da tatlıcılar, pastaneciler ve et lokantaları Goarlılar tarafından işletilmektedir. Prizren’de bir Goralının pastanesinde yediğim dondurmayı unutamam. Aynı işleri Makedonya’da Torbeşler yapmaktadırlar. Torbeşlerin yaşamadığı Radoviş’te bile pastane işleten Torbeş var. 
Pomakların, Torbeşlerin ve Goralıların ortak noktaları Balkanlara kuzeyden gelen Türklerin torunları ve Müslüman olmalarıdır. Aynı zamanda Türklerle aynı kültürü yaşamalarıdır. Son yapılan araştırmalarda Rodop dağlarından Şar dağlarına kadar olan bölgede kısa bacaklı dayanıklı Türkmen atlarının halâ yaşadığı görülmüştür. Ayrıca Şar dağının tepelerindeki hayvan damgaları incelendiğinde, bazı damgaların,  Kırgızistan ve Türkiye’de kullanılan damgalarla aynı olduğu görülmüştür.
Bu gruplardan Türkiye’ye göç etmiş olanlar, kısa sürede Türkçe öğrenerek, yerleştikleri her yerde kolayca uyum sağlamışlardır.  




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme