29 Mart 2020 Pazar

“HAYAT EVE SIĞAR”


Değerli meslektaşım ve dostum Murat Çetinkaya, geçen gün yaptığımız telefon görüşmesinde bir hatırasını nakletti. Bundan kırk küsur yıl önce göreve başladığı köyde, güngörmüş, hoşsohbet bir köylü vatandaşla arkadaş olmuş. O zaman, bizim şimdiki yaşımızda, yetmişli yaşlarda olan bu arkadaşla güzel sohbetler yaparmış. Hal hatır sorduğunda her defasında,
-Taşın altındaki kurbağa gibi yaşayıp gidiyorum. Dermiş.
-Taşın altından çıktığında, kurbağanın, ya leyleğe ya da bir yılana yem olma ihtimali vardır. Ben de işte öyleyim diye eklermiş.
Murat bey bu günlerimizi taşın altındaki kurbağaya benzetti.

Şimdi biz de taşın altındaki kurbağa gibi evlerimize kapandık. Dışarı çıkarsak Korona belası var. Hele 65 yaş üstü bizler, yasaklı olduğumuz için bu eve kapanmanın ağırlığını daha çok hissediyoruz.
Yasak, yasaklı olmak, insanlar üzerinde olumsuz bir etki yapıyor. İster istemez otomatik olarak bir tepki doğuyor. Ben ufak yaşlarda rahmetli babamın şiddetli yasakları yüzünden sigaraya başladım ve uzun yıllar kullandım. Yaşadığım çevre de bunda etkili oldu ama babamın ısrarlı takipleri beni tahrik etti diye düşünüyorum. Benden sonra kardeşlerimi böyle takip etmedi ve hiç biri sigara içmedi.
Şimdi evden çıkma yasağına karşı gelerek dışarı çıkan 65 yaş üstü vatandaşların bu tavrını buna bağlıyorum. Ama yanlış olduğunu, yasak olmasa da uyarıları dikkate almak gerektiğine inanıyorum. Yasaklama, yasak ne kadar itici olursa olsun, buna uymamanın faturası çok ağır olabilir. Üsteli bu durum yalnız kendimizi değil, yakınlarımızı ve bütün toplumu ilgilendiriyor.
Ben yaradılış olarak oldukça hareketli bir insanım. Hayatımda evden hiç çıkmadığım gün sayısı çok azdır. Ama bu virüs çıktığından beri, yasak gelene kadar acil ihtiyaçlar dışında evden çıkmadım. Şimdi hiç çıkmıyorum. Her insan gibi evde vakit geçirmek için çeşitli uğraşlar buluyorum. Emekli olduktan sonra zorunlu bir programa bağlı kalmadan, zamanı serbestçe kullanmanın güzelliğini keşfettim. Şimdi de dışardaki hiçbir işi düşünmeden evde olmanın farklı özgürlüğünü yaşıyorum.
Zaten ben evcimen bir insanım. Bizim Makedonya göçmenleri evcimen yerine “domakin” kelimesini de kullanır. Makedoncadan alınarak kullanılan bu kelimenin anlamı da evcimendir.  Bizde evcimen, domakin olmak güzel bir meziyet sayılır. “Bravo ne domakin adam” derler. Evine bağlı, evinin ihtiyaçlarını ihmal etmeyen, evinde mutlu olan insandır evcimen.
Bu günler, evcimen-domakin olma zamanıdır. Sabırla uyarılara kulak vererek, yetkililerin gerekli tedbirleri almalarını da umarak bu belanın geçmesini beklemekten başka çaremiz yok.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme