13 Mart 2016 Pazar

ŞIRLAAN



Memleketten Türkiye’ye göçeli daha bir kaç hafta olmuştu. İzmir Şehitler mahallesindeki evimizin önünde oynarken annem içerden seslendi,
-Üsiin gal buraa .
-Ne var ana?
-Al bu şişey bakaldan şırlaan al.
Elimde şişe bakkala girdim bakkal,
-Ne istiyorsun oğlum?
-Bir şişe şırlaan isteyım.
-Şırlaan ne oğlum?
O zamanlar yağı doldurmak için dibinde musluk bulunan yağ bidonunu göstererek,
-Te bundan isteyım.

Orada bulunanlardan biri,
-“Bunlar Yugoslavya’dan gelen yeni göçmenler. Demek ki Yugoslavcada sıvı yağa şırlaan diyorlar.” diyerek olayı kendince çözdü. Hâlbuki evde babamdan başka gâvurca bilen yoktu. Gâvurca bizim için Türkçe dışında Hıristiyanların konuştuğu dildir.
Şırlaan ise öz be öz Türkçedir. Ocağa koyunca şırlayan şeye, şırlaan demek çok uygun bence. Makedonya’da biz Türkler sıvı yağa şırlaan derdik, bugün de orada yer yer kullanılmaya devam ediliyor. Ama artık her türlü sıvı yağa zeytinyağı da diyorlar.
Şırlaan kelimesi Anadolu’nun bazı yerlerinde de kullanılıyor. Kütahya’dan yemek tarifi yapan bir arkadaşım yemekte yağ olarak şırlaan kullanılması gerektiğini yazıyor. Türkiye’de genelde unutulduğu halde Balkanlarda unutulmayan böyle öz Türkçe, birçok kelime vardır.  Bu kelimelere bazen eski bir türküde rastlıyor, bazen de belli çevrelerde kullanıldığını görüyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme