7 Şubat 2012 Salı

Gönül Gözü

     Mahmut otobüse her zaman Kaplıkaya Cami durağından biniyor. Konuşmalarından huzurevinde kaldığı anlaşılıyor. Çok geziyor,  giderken gelirken Kaplıkaya otobüsünde hep rastlıyorum. Genellikle kendi kendine yüksek sesle konuşuyor. Bazen hiç tanımadığı halde çocuk kadın demeden karşısındakine, yanındakine anlatıp duruyor. Temiz kıyafeti, düzgün fiziği yüksek sesle konuşmasına rağmen güven veriyor. Muhatapları genellikle onu dinleyip onaylıyor, ya da dinler görünüyorlar.
       Bugün gene aynı duraktan otobüse binerek karşılıklı oturulan dörtlü koltukta yer bulup oturdu. Her zamanki gibi konuşmaya başladı. Öyle anlaşılıyor ki aynı muhitin insanları olan yolcular, onu kanıksamışlar. Konuşmaları kimseyi rahatsız etmiyor.
    Birkaç durak sonra elinde beyaz bastonu ile bir kör adam, arkadaşının yardımı ile otobüse bindi. Gözleri çizgi şeklinde tamamen yapışık olan adamın hiç görmediği anlaşılıyor. Mahmut’un yanında oturan genç, bu orta yaşlı beyaz bastonlu adama yer verdi. Adam oturur oturmaz konuşmaya başladılar. Belli ki birbirlerini tanıyorlardı. Aralarında ilginç bir konuşma başladı;
       “ Ya Mahmut, seni her gün bu otobüste görüyorum.”
     Yanındakinin Mahmut olduğunu nasıl anladı,” seni görüyorum”  diyor. Nasıl görüyor? İlgimi çekti, fark ettirmeden dinlemeye koyuldum.
     “Ne yapayım Huzurevinde canım sıkılıyor. Gezmeye gidiyorum. Ama izin alıyorum.”
     “Koskoca adamsın izin mi alıyorsun?”
     Mahmut yüksek sesle konuşmaya başlayınca ona doğru eğilerek usulca;
     “Yavaş konuş herkes bize bakıyor.”
    “Ya, orası Huzurevi seksen yaşında olsan da izin alman gerekiyor, izinsiz çıkılmıyor.”
Onlardan önce otobüsten inip postanedeki işimi görmeye yöneldiğimde, beyaz bastonlu adamın “seni hep otobüste görüyorum, yavaş konuş her kes bize bakıyor” ifadelerini düşünüyorum. Sıkı sıkı yapışık gözleri ile görmesi mümkün değil.
    İşimi bitirip tarihi Bursa Belediye binasının yanından çarşı pazarına doğru iniyorum. Birden çarşının girişinde ufak bir tezgâhın başında otobüsteki beyaz bastonlu adam karşıma çıkıyor. Ne yaptığını bilen hareketlerle, tezgâhına tıraş bıçaklarını sıralıyor. O zaman burada devamlı bir şeyler satan bu adamı hep gördüğümü hatırlıyorum. İşini yaparken bir taraftan da yanındaki başka bir satıcıyla akşamki Galatasaray - Fenerbahçe maçını konuşuyor. Gönül gözüyle seyrettiği maç hakkında yorum yapıyor.
     “Akşam maçı seyrettin mi?”
     “Seyretmedin mi?”
     “Ben seyrettim, Fener yenildi.”
     “Bu sene iyi oynamıyor zaten…”
     Sonra el yordamı ile tezgâhını yerleştirmeye devam ediyor.
   Açık gözleri ile bakıp göremeyen çok insan tanıyorum. Bu yüzden bu gözleri yapışık, tamamen kapalı ama gönül gözü açık beyaz bastonlu adam gözümde büyüyor.
   Artık oradan her geçişimde kapalı gözleri ile ekmek parası için didinen bu adama hayranlıkla bakıyorum. O, karanlıklar içinde olmasına rağmen hayattan zevk almak, dolu dolu yaşamak için gereken şeyleri gönül gözüyle gören değerli bir insan.
Kaplıkaya-07.02.2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme