31 Mayıs 2013 Cuma

Batı Trakya'da Bir Mücadele Adamı: Öğretmen-Gazeteci Mehmet Hilmi

    Tarih boyunca hiçbir devirde Yunan toprağı olmamış olan Selânik, Doğu ve Batı Trakya 1912’den itibaren Yunanistan’ın eline geçmiştir. Selanik ve bütün Trakya bölgesi çok eski devirlerden itibaren Türk yurdu olagelmiştir. 1912’ye kadar, Yunanlılar hiçbir zaman buralarda yaşamamıştır. Osmanlı’dan çok önceleri buralarda, kuzeyden Balkanlara inen Türk boylarının (Kuman, Avar ve Peçenek) torunları yaşıyordu. “Pomak” denen bu insanlar günümüzde, Rodop dağlarının, Bulgaristan ve Yunanistan tarafında yaşamaya devam ediyorlar.
    Batı Trakya’nın düşman eline geçmesi ile bugüne kadar bölgede Türk kültürünün varlığını sürdürebilmesinde toplumumuz basını ve aydınlarımız önemli rol oynamıştır. Öyle ki bazı dönemlerde gazeteciler toplumun önderliği rolünü de üstlenmişlerdir. Bu önderlerin başında kuşkusuz öğretmen ve gazeteci Mehmet Hilmi gelmektedir.
     Mehmet Hilmi Batı, Trakya Türklerinin haklı mücadelesini başlatan fikir adamlarından biridir. Onun sürgünlere, baskılara ve yokluklara aldırmadan yaptığı kararlı çalışmalar etkilerini bugün bile göstermektedir. Mehmet Hilmi, Batı Trakya’da Türk milliyetçiliğinin ve Türk basını örgütlenmesinin temellerini atmıştır. Toplum için savaşmış, toplumunun refahı ve hakları için yalnız başına Yunan hükümetine karşı koymuş, etrafına topladığı gençlerle Türklerin kolay kolay saf dışı edilemeyeceğini göstermiştir.
    Batı Trakya Türkleri, 1912’den sonra Selânik’te yayınlanmakta olan “Yeni Asır” gazetesini okumaktaydılar. Ancak 1924 yılında Lozan Antlaşması ile Selânik Türklerinin Türkiye’ye göç etmesi nedeniyle bu gazete kapanmıştır. Böylece Batı Trakya’da bir boşluk doğmuş oldu. Mehmet Hilmi ve arkadaşları bir araya gelerek dağılan “Yeni Asır” gazetesinin makinelerini satın alarak İskeçe’ye getirdiler. Böylece başyazarı Mehmet Hilmi olan “Yeni Ziya” gazetesi Batı Trakya’nın ilk gazetesi olarak Mart 1924’te yayın hayatına başladı. Gazete, yayınlarında, Yunanlıların Türk azınlığa yaptıkları ayak oyunlarını anlatılıyor ve Yunanlıların baskınlarını, işledikleri cinayetleri, atılan dayakları vb. dile getiriyordu.
    Ne yazık ki, Mehmet Hilmi adım adım izleniyordu. Nitekim 1925 yılı başlarında tutuklanarak Limni adasına sürgün edildi. Bu olay, Batı Trakya Türklerinin, Türk milliyetçiliği etrafında kenetlenmesini sağladı. Altı ay sonra sürgünden İskeçe’ye dönünce çevresindeki insanların kendisine daha çok bağlandığını gördü.
     Bundan cesaret alan Mehmet Hilmi “Yeni Yol” adında yeni bir gazete çıkardı. Bu gazete Yeni Ziya’nın devamıydı. Ne yazık ki Yunan hükümeti Türkiye kaçakları ve Yüzelliliklerle işbirliğine başladı. Satın aldığı Şeyhülislâm Mustafa Sabri ve oğlu İbrahim Gümülcine’de “Yarın” ve ”Peyami İslâm”, Balkan’cı Hasan’ın ise Şeyh Fuat’la ortaklaşa çıkardıkları ”Posta” ve Çerkez Hakkı’nın da İskeçe’de “Dikeon” ve Çopur İsmail Hakkı’nın “İtilâ” gazeteleri ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Böylesine Türk karşıtı, Türkiye düşmanı, besleme gazetelerin birlikte yaptıkları bozguncu yayınlar “Yeni Yol” gazetesinin ne kadar büyük bir boşluğu doldurduğunu, ne kadar önemli bir görev üstlendiğini göstermektedir. “Yeni Yol ”un birkaç sayı çıktıktan sonra kapanması sebebiyle bu defa 1925 yılı sonlarına doğru Mehmet Hilmi “Yeni Adım” adlı gazetesini çıkarmaya başladı.
     “Yeni Adım” gazetesi Türkiye’de o devirde yapılmakta olan Atatürk devrimlerini günü gününe izleyerek Batı Trakya’da da gerçekleştirmekte öncülük ediyordu. Mehmet Hilmi, Batı Trakya Türklerinin her bakımdan Türkiye ile paralel gelişmelerini istiyordu. Bu arada İskeçe Türk Birliğini de kuran Mehmet Hilmi bütün aydın gençleri çevresine topladı. Yunanistan hükümeti çalışmalarını dikkatle izliyor açık vermesini bekliyordu.
     Gazetenin göstermiş olduğu gelişme, kurulmuş olan birlikler, Batı Trakya Türklerini kaynaştırma ve yetiştirme bakımından büyük yararlar sağlamıştır. “Yeni Adım” gazetesi bir haber gazetesi olmaktan çıkıp, halk tarafından benimsenerek büyük önder haline gelmiştir. Bunu sezen Yunanistan hükümeti Mehmet Hilmi’yi bu defa Kithira adasına sürdü. Ama bu olay, Batı Trakya Türklerinin birbirine daha çok bağlanıp güçlenmelerine sebep oldu.
      Altı ay sonra bu ikinci sürgünden dönen Mehmet Hilmi, eserinin büyüklüğünü ve gazeteyi bıraktığı arkadaşlarının başarıyla işi sürdürdüklerini gördü. Bu durum onu daha da coşturdu. Ancak çalışmaları yeniden sürülmesine neden oldu. 1927 yılında Larisa’ya sürüldü.
     Birçok suikasta uğrayan Mehmet Hilmi 1931 yılında apandisit ameliyatı için yattığı hastanede hayatını kaybetti. Genel kanı, ameliyat sırasında Yunanlı doktorlar tarafından öldürüldüğüdür. Onun ölümü toplum için büyük bir kayıp oldu. “Yeni Adım” gazetesinin başına getirilen Bahri Raşit Bey Türkiye’ye göç edince, yayınına son verildi. Mehmet Hilmi’nin arkadaşları olan Osman Seyfi, Hasan Hilmi, Mehmet Maydar, Bahri Raşit, Sami İsmail ve İsmail Sadık gazeteyi tüm çabalara rağmen yaşatamadılar.
    Bundan sonra Batı Trakya’da değişik zamanlarda birçok gazete yayınlandı. Trakya gazetesi, Ülkü gazetesi, Milliyet, Akın, Azınlık Postası, Sebat, Öğretmen ve İleri gazetesi sayılabilir.
     Mehmet Hilmi Beyin mücadelesini öğrendiğim zaman çok etkilendim. Batı Trakya Türklüğünün Dr. Sadık Ahmet’e uzanan mücadelesinin ilk ve önemli bir halkası olduğu muhakkaktır. Kısacık hayatında bir kıvılcım gibi parlamış ve kendinden sonraki kuşaklara itici güç ve örnek olmuştur.
      Balkanları kaybettikten sonra buralarda kalan Türkler maddi, manevi büyük baskılara maruz kaldılar. Kültürümüz yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Kültürümüzü koruyup yaşatmak için, öğretmen, gazeteci, doktor, esnaf birçok aydınımız kendilerini feda ederek büyük mücadeleler vermişlerdir. Kosova’da, Makedonya’da, Bulgaristan’da ve daha birçok yerde isimsiz kahramanlar çıkmıştır. Bu insanlar sürgüne uğramışlar, hapislerde yatmışlar ve idamlara maruz kalmışlardır. Mehmet Hilmi Bey de bunlardan biridir. Bugün Balkanlar’da bir Türk varlığından söz ediliyorsa bunu bu fedakâr insanlara borçluyuz. Hepsine Allah rahmet eylesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme