Eylül ayında Makedonya’ya bir yolculuk daha yaptım. 2004’ten beri gittiğim ve şimdiye kadar sadece bir gece kaldığım köyüm Çeltikçi’de yaklaşık bir hafta kaldım.
Türkiye’ye dönüp Bursa’ya vardığımda kendi kendime
sordum, “Ben nereden geliyorum?”
Cevap, “Makedonya’dan”
doğal olarak ama Makedonya benim için sıradan bir memleket değil. Beş yüz
yıldan daha eskiye giden köklerim var orada. Özellikle kasabam Köprülü’ye ve
köyüm Çeltikçi’ye her gelişimde geçmişe yolculuk yapmış gibi oluyorum. Yüz
yıllarca kasabanın, köyün sokaklarında gezen atalarımla empati kuruyorum
hep.
Bu yüzden
Makedonya’dan geliyordum ama aslında geçmişten geliyordum.
Bu defa köyüme, önceden hazırlığını yaptığım bir proje için gittim.
| Mezarların eski hali |
Doksan yıl önce genç sayılacak yaşta ölen Hasan Dedemin ve ondan dört yıl sonra ölen annesi Züra Nenemin mezarlarını yeniledim.
Doksan yıl
önceye gittim bu sefer aslında... Eski yılları bugüne bağlamaya çalıştım.
Dedemin zamanı, babamın zamanı ve şimdiki zaman arasında empati kurdum. Hasan
dedemin ve Züra nenemin yan yana yattıkları mezarlarının başında hüzün dolu
karmaşık duygular içinde kaldım.
Yan yana
iki taşın belirlediği mezarlar Çeltikçi Halveti tekkesinin haziresinde
bulunuyor. Tekke altmışlı yıllarda yıkılmış. İçinde üç sanduka bulunan türbe
ise zaman zaman bakım gördüğü için günümüze kadar ulaşmış. Tekkenin haziresi bu
türbe binasının sağ tarafında bulunuyor.
Çocukluğumda,
babam beni sabah namazı için bu tekkeye getirirdi. Çok güzel oymaları olan
ahşap mihrabı ve ahşap tavanını çok iyi hatırlıyorum. Hasan Dedem Halveti
tarikatının ileri gelenlerindendi. Bu yüzden buraya defnedilmiş olabilir. 1924’dan
1936’ya kadar muhtarlık yapmış ve köyde var olan huzursuzlukları,
anlaşmazlıkları adil yönetimi ile giderip köyde huzuru sağlamıştır. Dedemin
köyde sağladığı bu huzur ortamı hiç bozulmamıştır. Bu yüzden dedem, bütün
köylülerimiz tarafından sevilen sayılan bir insan olmuştur. Öldükten sonra da
bütün köylülerimiz tarafından saygıyla anılmıştır.
| Taşların arka yüzü |
Mezarların başında doksan yılın biriktirdiği toprağın yarı yarıya gömdüğü mezar taşları vardı.
Eski mezar
taşlarını çıkardığımızda çok heyecanlandım. Dedemin taşı erkeklere özgü, Züre
nenin taşı ise kadınlara özgü yapılmıştı. Taşların kenarlarında, yazıların
etrafında ustaca işlenmiş motifler ve ortada eski yazı metinler görülüyor.
İkisi de taş işçiliğinin ustaca işlendiği sanat eseriydi.
Yazıları
temizledik. “Acaba ne yazıyor? Bu taşlar gerçekten dedem ve neneme mi ait?”
gibi sorular vardı kafamda... Taşların üstündeki eski yazıları okumayı bilen
buradaki arkadaşım Semir Alimov okumaya başlayınca kalbimin hızlı hızlı
attığını hissettim. Semir Alimov, “Abaz oğlu Hasan” yazısını okuyunca gözlerim
doldu. Dedemi görmüş gibi heyecanlandım.
Dedemin
eski mezar taşında “Hüvelbaki (Baki kalan yalnızca Allah’tır) Merhum mekfur (günahları
bağışlanmış) Abbas oğlu Hasan Aga ve ölüm tarihi yazıyor. Züra nenemin eski
mezar taşında ise “Ruhuna Fatiha. Merhume ve mağfiret (Allah’ın rahmetine
kavuşmuş) Rahman kızı Züra ve ölüm tarihi yazıyor. Bu taşlar yüz yıla yakındır
burada.
Mezarların
başına ön yüzlerinde yazı ve bayrağımızdaki gibi ölçülü birer ay yıldız, arka
yüzlerinde ise kırmızı beyaz Türk bayrağı bulunan yeni mermer mezar taşları
diktik. Eski mezar taşlarını da ayak uçlarına yerleştirdik.
Bu
mezarların yaptırılmasının mimarı Çeltikçili arkadaşım Semir Alimov’dur.
Kendisi Viyana’da çalışıyor. İnternet üzerinden iletişim kurduk. Birçok konuda
bilgi alışverişi yaptık. Birbirimizi görmeden sevdik. Semir, Viyana’dan
internet üzerinden mezar taşlarımızı yaptırdı. Tatil için Çeltikçi’ye gelince
ben de gittim ve mezarın betonunu dökerek eski ve yeni taşlarını diktik.
| Karaslar Köyünde üç kuşak bir arada |
Semir Alimov, yine Viyana’dan Makedonya’daki bir firma ile iletişim kurarak Karaslar köyünde eşim Rağbet Hanımın İbrahim dedesinin ve onun genç yaşta ölen oğlu Hamdi’nin mezarlarını bu firmaya yaptırdı. Ben gittiğim zaman mezarlar bitmişti.
Karaslar
köyündeki mezarların yapılması düşüncesi, oğlum Alper Şirvan’a aittir. Tamamen
onun projesidir. Böyle bir öneri yaptığı için onunla gurur duyuyorum.
Semir
Alimov çevresine öyle bir güven vermiş ki önceden hiçbir ödeme yapmadan,
Viyana’dan bu işleri tıkır tıkır yaptırdı. Kendisi son derece bilgili, meraklı ve
araştırmacı kişiliği olan dürüst bir insan. Onu tanıdığım için kendimi şanslı
sayıyorum ve çok mutluyum.
Mezarların betonunun
dökülmesi, taşlarının dikilmesi için Semir’in arkadaşları seferber oldular.
Semir Alimov ve arkadaşı Elzin Lekoviç bizzat çalıştı. İkisi de son derece
bilgili insanlar. Gereken aletler, kazma, kürek, tahta, kum, çimento ve çimento
karma makinası Elzin Lekoviç’in kamyonetiyle getirildi. Tekkenin karşısında
bulunan köylümüz Hasan Canüzmez’in evinin şimdiki sahibi bir kadından elektrik
ve su alındı. Semir ve Elzin kendi dedelerinin mezarlarını yapar gibi
gönülden çalıştılar. Kendilerine minnettarım. Sabah başlayan çalışma öğle
vakti bitti.
Başta Semir
Alimov, Elzin Lekoviç ve Enver Kartaloviç olmak üzere yardımını esirgemeyen
şimdiki Çeltikçili köylülerime sonsuz teşekkürler ediyorum. Hepsinden Allah
razı olsun.
Muhteşem
ev sahipliği için Semir ve ailesine, kayınpederi Şakir Beye çok teşekkür
ediyorum. Gördüğüm saygı ve sevgiyi hiçbir zaman unutmayacağım.
Eylül
2026
Allah rahmet eylesin,mekanları cennet olsun inşallah Hüseyin amcacım 🙏
YanıtlaSil