5 Ekim 2026 Pazartesi

ÇELTİKÇİ’DE DEDEMİN VE ANNESİNİN MEZARI

 


Eylül ayında Makedonya’ya bir yolculuk daha yaptım. 2004’ten beri gittiğim ve şimdiye kadar sadece bir gece kaldığım köyüm Çeltikçi’de yaklaşık bir hafta kaldım.

 Türkiye’ye dönüp Bursa’ya vardığımda kendi kendime sordum, “Ben nereden geliyorum?”

Cevap, “Makedonya’dan” doğal olarak ama Makedonya benim için sıradan bir memleket değil. Beş yüz yıldan daha eskiye giden köklerim var orada. Özellikle kasabam Köprülü’ye ve köyüm Çeltikçi’ye her gelişimde geçmişe yolculuk yapmış gibi oluyorum. Yüz yıllarca kasabanın, köyün sokaklarında gezen atalarımla empati kuruyorum hep. 

Bu yüzden Makedonya’dan geliyordum ama aslında geçmişten geliyordum.

Bu defa köyüme, önceden hazırlığını yaptığım bir proje için gittim.

Mezarların eski hali

Doksan yıl önce genç sayılacak yaşta ölen Hasan Dedemin ve ondan dört yıl sonra ölen annesi Züra Nenemin mezarlarını yeniledim.

Doksan yıl önceye gittim bu sefer aslında... Eski yılları bugüne bağlamaya çalıştım. Dedemin zamanı, babamın zamanı ve şimdiki zaman arasında empati kurdum. Hasan dedemin ve Züra nenemin yan yana yattıkları mezarlarının başında hüzün dolu karmaşık duygular içinde kaldım.

Yan yana iki taşın belirlediği mezarlar Çeltikçi Halveti tekkesinin haziresinde bulunuyor. Tekke altmışlı yıllarda yıkılmış. İçinde üç sanduka bulunan türbe ise zaman zaman bakım gördüğü için günümüze kadar ulaşmış. Tekkenin haziresi bu türbe binasının sağ tarafında bulunuyor.

Çocukluğumda, babam beni sabah namazı için bu tekkeye getirirdi. Çok güzel oymaları olan ahşap mihrabı ve ahşap tavanını çok iyi hatırlıyorum. Hasan Dedem Halveti tarikatının ileri gelenlerindendi. Bu yüzden buraya defnedilmiş olabilir. 1924’dan 1936’ya kadar muhtarlık yapmış ve köyde var olan huzursuzlukları, anlaşmazlıkları adil yönetimi ile giderip köyde huzuru sağlamıştır. Dedemin köyde sağladığı bu huzur ortamı hiç bozulmamıştır. Bu yüzden dedem, bütün köylülerimiz tarafından sevilen sayılan bir insan olmuştur. Öldükten sonra da bütün köylülerimiz tarafından saygıyla anılmıştır.

Taşların
 arka yüzü 

Mezarların başında doksan yılın biriktirdiği toprağın yarı yarıya gömdüğü mezar taşları vardı.

Eski mezar taşlarını çıkardığımızda çok heyecanlandım. Dedemin taşı erkeklere özgü, Züre nenin taşı ise kadınlara özgü yapılmıştı. Taşların kenarlarında, yazıların etrafında ustaca işlenmiş motifler ve ortada eski yazı metinler görülüyor. İkisi de taş işçiliğinin ustaca işlendiği sanat eseriydi. 

Yazıları temizledik. “Acaba ne yazıyor? Bu taşlar gerçekten dedem ve neneme mi ait?” gibi sorular vardı kafamda... Taşların üstündeki eski yazıları okumayı bilen buradaki arkadaşım Semir Alimov okumaya başlayınca kalbimin hızlı hızlı attığını hissettim. Semir Alimov, “Abaz oğlu Hasan” yazısını okuyunca gözlerim doldu. Dedemi görmüş gibi heyecanlandım.

Dedemin eski mezar taşında “Hüvelbaki (Baki kalan yalnızca Allah’tır) Merhum mekfur (günahları bağışlanmış) Abbas oğlu Hasan Aga ve ölüm tarihi yazıyor. Züra nenemin eski mezar taşında ise “Ruhuna Fatiha. Merhume ve mağfiret (Allah’ın rahmetine kavuşmuş) Rahman kızı Züra ve ölüm tarihi yazıyor. Bu taşlar yüz yıla yakındır burada.

Mezarların başına ön yüzlerinde yazı ve bayrağımızdaki gibi ölçülü birer ay yıldız, arka yüzlerinde ise kırmızı beyaz Türk bayrağı bulunan yeni mermer mezar taşları diktik. Eski mezar taşlarını da ayak uçlarına yerleştirdik.

Bu mezarların yaptırılmasının mimarı Çeltikçili arkadaşım Semir Alimov’dur. Kendisi Viyana’da çalışıyor. İnternet üzerinden iletişim kurduk. Birçok konuda bilgi alışverişi yaptık. Birbirimizi görmeden sevdik. Semir, Viyana’dan internet üzerinden mezar taşlarımızı yaptırdı. Tatil için Çeltikçi’ye gelince ben de gittim ve mezarın betonunu dökerek eski ve yeni taşlarını diktik.

Karaslar Köyünde üç kuşak bir arada

Semir Alimov, yine Viyana’dan Makedonya’daki bir firma ile iletişim kurarak Karaslar köyünde eşim Rağbet Hanımın İbrahim dedesinin ve onun genç yaşta ölen oğlu Hamdi’nin mezarlarını bu firmaya yaptırdı. Ben gittiğim zaman mezarlar bitmişti.

Karaslar köyündeki mezarların yapılması düşüncesi, oğlum Alper Şirvan’a aittir. Tamamen onun projesidir. Böyle bir öneri yaptığı için onunla gurur duyuyorum.

Semir Alimov çevresine öyle bir güven vermiş ki önceden hiçbir ödeme yapmadan, Viyana’dan bu işleri tıkır tıkır yaptırdı. Kendisi son derece bilgili, meraklı ve araştırmacı kişiliği olan dürüst bir insan. Onu tanıdığım için kendimi şanslı sayıyorum ve çok mutluyum.     

Mezarların betonunun dökülmesi, taşlarının dikilmesi için Semir’in arkadaşları seferber oldular. Semir Alimov ve arkadaşı Elzin Lekoviç bizzat çalıştı. İkisi de son derece bilgili insanlar. Gereken aletler, kazma, kürek, tahta, kum, çimento ve çimento karma makinası Elzin Lekoviç’in kamyonetiyle getirildi. Tekkenin karşısında bulunan köylümüz Hasan Canüzmez’in evinin şimdiki sahibi bir kadından elektrik ve su alındı. Semir ve Elzin kendi dedelerinin mezarlarını yapar gibi gönülden çalıştılar. Kendilerine minnettarım. Sabah başlayan çalışma öğle vakti bitti.

Başta Semir Alimov, Elzin Lekoviç ve Enver Kartaloviç olmak üzere yardımını esirgemeyen şimdiki Çeltikçili köylülerime sonsuz teşekkürler ediyorum. Hepsinden Allah razı olsun.

Muhteşem ev sahipliği için Semir ve ailesine, kayınpederi Şakir Beye çok teşekkür ediyorum. Gördüğüm saygı ve sevgiyi hiçbir zaman unutmayacağım.

 

Eylül 2026

1 yorum:

  1. Allah rahmet eylesin,mekanları cennet olsun inşallah Hüseyin amcacım 🙏

    YanıtlaSil